Hakim Erol Karaaslan ile boşanmalar konulu röportaj

“Boşanmaları ortak hedeflere ulaşma amacından vazgeçmeye, eşlerin birbirlerine olan saygılarını yitirmelerine, internet ve sosyal medyanın bilinçsiz kullanımına bağlıyorum.”

Boşanmaların her geçen gün arttığı toplumumuzda, tarafların çocukları mağdur etmeleri, çocuk teslimlerinde yaşanan sorunların çocukları ikinci kez mağdur duruma sokması ve kadına yönelik şiddetin gözle görünenden çok daha fazla olması gibi durumlar meydana gelmektedir. Tüm bu olumsuz durumların sebepleri ve önlenebilmesi adına neler yapılabileceği üzerine Kocaeli 3. Aile Mahkemesi Hakimi Erol Karaaslan ile aydınlatıcı bir ropörtaj düzenledik.

1-) Sizce boşanma oranlarındaki artışın sebebi nelerdir?

     Ben bu durumu ortak hedeflere ulaşma amacından vazgeçmeye, eşlerinin birbirlerine olan saygılarını yitirmelerine, internet ve sosyal medyanın bilinçsiz kullanımına bağlıyorum. Ayrıca sosyal medya ile birlikte karşı cinse ulaşmak kolaylaştı ve sadakatsizlik arttı. Bunlara ek olarak aile yapısındaki değişim, kadının sosyal hayata katılması, haklarının bilincine varmasının çok etkili olduğunu düşünüyorum. Günümüzde kadının maddi imkanlara sahip olması, boşanmış kadının kimliğinde “dul” kelimesinin yerini “bekar” kelimesinin alması.

2-) Sizce kadına şiddetin önlenmesi amacıyla neler yapılabilir?

     Bu durumun değişmesi için en az 3 nesil gerekli. Aile içerisinde şiddeti gören çocuk ileri ki dönemlerde şiddet uygulayan bireye dönüşüyor. Diziler ve sosyal medyada bu durumun değiştirilmesi ve halkın özümsemesini sağlaması ile belki mümkün olabilir.

3-) 6284’ün cinsiyetler arası eşitsizliği artırarak kadına yönelik şiddeti arttırdığı iddia ediliyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

     Dezavantajlı grupların korunması adli destek değildir. Biz ilk anda tedbir veriyoruz fakat daha sonra araştırmamız gerekiyor. ASPB aracılığı ile tedbirler tespit edilmeli. Kollukta aslında böyle bir birim olması ve birimler arası sağlıklı bir iletişimin olması cinsiyetler arası eşitsizliği minimuma indirecektir.

4-) Sizce psikolog, pedagog ve sosyal hizmet uzmanlarının aile ve çocuk mahkemelerindeki konumu nedir?

     Uzmanlar mahkemeler için vazgeçilmezdir. Çocuğun yüksek yararı ve kendi geleceğini belirlemesi konusunda uzmanlar çok etkilidirler. Sosyal inceleme raporları aile mahkemelerinde karar vermede çok yardımcıdır.

5-) Tedbir kararlarının aniden infazı ile sıkıntılar sizce nasıl çözümlenebilir?

     Türk Medeni Kanunu’ndaki 169. madde gerekli önlemlerin alınmasını söyler. Çocuğun yüksek yararını düşünerek karar veriyoruz. Taraflar çocuğun yararını düşünmeden karşı cezalandırmak amacıyla çocuğu uzaklaştırıyorlar, bu durum gerginlik oluşturuyor fakat bunun sebebi mahkemenin verdiği kararlardan değil. Çocuğun teslimini icra değilde mahkemenin kendisi yapmış olsa daha iyi olur.

6-) Çocuk teslimi ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

     Aile Mahkemesi’ndeki en hassas kararlar çocuk konusunda olanlardır. Bunlar içinde de en hassas olanı çocuk teslimidir. Çocuk tesliminin icra ile yapılması, velayetin verildiği tarafın çocuğu göstermek istememesi ve tarafların çocuk üzerinden birbirleri ile çatışmaları çocuğun zarar görmesine neden oluyor. Bizim her durumda çocuğun yüksek yararını önceliğe almamız gerekli fakat bu şekilde yapıldığında çocuğun yüksek yararına olmayabiliyor. Çocuk tesliminin mal teslimi gibi icra tarafından yapılması yaralayıcı bir durum. Çocuk tesliminde uzmanların görüşlerinin daha fazla önemsenmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum.

Yayına Hazırlayan: Psk. Büşra Güngör, Psk. Zeynep Sena Ocak