Planlanan Toplantı Öncesi Adalet Bakanlığı’na Görüş ve Taleplerimizi Sunduk

Adalet Bakanlığı

Personel Genel Müdürlüğüne

ANKARA

ASUD (Adalet Sistemi Uzmanları Derneği) Adalet Bakanlığı bünyesinde Aile ve Çocuk Mahkemelerinde görev yapmakta olan pedagog, psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarının  özlük haklarına yönelik çalışmalar yapmak, derneğin temsil gücünü arttırabilmek amacı ile üye sayısını mümkün olan en üst sayıya ulaştırmak, kurum içi ve kurum dışı eğitim faaliyetleri ile derneği ve mesleğimizi görünür kılarak önemini topluma anlatabilmek amacı ile kurulmuştur. Derneğimizin kuruluş amaçları arasında yer alan uzmanların özlük hakları ve statülerini korumaya ve geliştirip güçlendirmeye yönelik çalışmalar yapmak maksadı ile tüm adliyelerdeki uzmanlarla yapılan görüşmeler, derneğimize ulaşan şikayet ve serzenişler doğrultusunda iş bu raporu ve çözüm önerilerimizi hazırlayarak makamınıza sunmak gereği zaruri hale gelmiştir.  

Yaygın uygulama şekli ile yaklaşık 2005 yılından beri Aile ve Çocuk Mahkemelerinin kurulup yaygınlaşması ile sayıları artan ve adli sisteme dahil olan uzmanlar, sonradan dahil edilmiş oldukları adli sistem içerisinde ciddi manada  uyum ve kabul sorunları yaşamışlardır. Uzun süredir bakanlığımızın Personel Genel Müdürlüğü ve ilgili diğer birimleri ile yapılan görüş alışverişleri, yazışmalar, daha önce hazırlanmış olan iç denetim raporunun öneriler kısmında da bahsettiği üzere bakanlık bünyesinde görev yapan uzman personelin, kamuda ki diğer emsal meslek gruplarından daha az maaş aldığı, özlük hakları, hiyerarşik yapı içerisindeki yerlerinin belli olmaması ve düzenlenmesi gerektiği,  bir çok adliyede pimapen bölmelerde 8-10 kişi halinde çalışmak zorunda kaldıkları, bu koşulların iyileştirilmesi gerektiği, uzmanların eğer ki birimleşmeye gidilecekse Adli-Psiko-Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı şeklindeki bir yapı içerisinde bilirkişilik vasıfları dikkate alınarak, statüleri güçlendirilerek, uzmanlık hakları verilerek, düzenleme yapılması gerektiğinden özetle bahsedilmektedir. Tüm olumsuzluklara rağmen uzmanların büyük bir özveri içerisinde görevlerini sürdürmeye çalışarak işlerini layıkı ile yerine getirmeye özen gösterdikleri bizlerin ve sizlerin malumudur. Ancak, son bir yıldır yaşanan gelişmeler bakanlık bünyesinde görev yapan 658 uzmanın iş motivasyonunu düşürmüş, bir çok uzman farklı kurumda çalışma arayışına girmişlerdir.

 

Söz konusu olumsuzluklar ve çözüm önerilerimiz şu başlıklar altında toplanabilir;

1-Mahkemelerde görev yapan uzmanların asıl görev yerlerinin Aile ve Çocuk Mahkemeleri olmasına rağmen diğer mahkemelerde bilirkişilik vasfı ile görevlendirildiklerinde Adalet Bakanlığı’na bağlı çalışıyor olmaları öne sürülerek sürekli bir belirsizlik yaşanması, bazı mahkemelerin ücret yazması, bazılarının yazmaması, yazılan ücretin miktar olarak tüm mahkemelerde farklılık göstermesidir. Diğer mahkemelerden gelen işler, bizim görüşümüze göre asli iş tanımının dışındadır ve dışarıdan çağırılan bilirkişiye nasıl bir işlem uygulanıyorsa o şekilde bir uygulama yapılmalıdır. Bakanlığın bu konuda ki çözüme destek olabileceği şekil ise ilgili mahkemelere görüş yazısı göndererek adil ve makul bir ücret karşılığında bu işlerin uzmanlar tarafından yerine getirilmesini sağlatmasıdır. Zira dışarıdan bilirkişi temini maddi anlamda kamu hazinesine daha büyük bir külfet getirmekte ve zaman kaybına neden olmaktadır.

 

2-Henüz bir yasa çıkmamasına rağmen bazı illerde kurulan Adli Görüşme Odalarının işleyişi ile ilgili yine asli iş kapsamında değerlendirilerek uzmanlara 24 saat ve hafta sonu da dahil edilerek nöbet usulü resen görevlendirme yapılmasıdır. Bu durum uygulamada çok büyük aksaklıklara yol açmaktadır. Şöyle ki uzmanın bağlı bulunduğu mahkeme hakimlerinin bazıları mahkemenin personeli olarak gördükleri uzmandan öncelikle kendi işlerini yapmalarını istemekte ya da AGO ile ilgili işlere gitmelerini istememektedirler, bu durumda arada kalan uzmanlar bir çok olumsuz söz ve davranışla karşı karşıya kalmaktadır. Bu duruma çözüm önerimiz ise şu şekildedir, Mağdur Hakları Daire Başkanlığı Adalet Bakanlığı teşkilatı içerisinde Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunmaktadır, uzmanlar ise Personel Genel Müdürlüğüne bağlıdırlar, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün bünyesinde yer alan denetimli serbestlik personelinden bu maksatla faydalanabilirler ya da sosyal devlet ilkesinin gereği olarak adli görüşme odaları için ayrıca gereği kadar personel görevlendirmesi yapılabilir. Adli görüşmecilik başlı başına farklı bir iştir ve tüm personelden bu işi yapmasını beklemek gerçeklikle bağdaşmamaktadır.

 

3-2018 yılının başından itibaren yürürlüğe giren bilirkişilik uygulaması ile Bölge Kurulları Bilirkişilik Daire Başkanlığı, Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü ve Bilirkişilik Kurulu’nun görüşü doğrultusunda hiç bir yasal düzenlemeye dayanmadan tüm şartları taşıdığı ve bilirkişilik sertifikasına sahip oldukları halde adliyelerde çalışan uzmanları bilirkişilik listesine dahil etmemişler ve gerekçe olarak da “Adalet Bakanlığında çalışıyor olmak ve başvurulan uzmanlık alanının asli görevi olması” şeklinde hukuken hiç bir geçerliliği olmayan bir gerekçe ileri sürmüşlerdir. Bir anda uzmanların bilirkişilik sisteminden çıkması ile tüm adliyelerde uzmanların görev yapması gereken işler durma noktasına gelmiş, sistem tıkanmıştır. Bu süreçteki görüşmeler ve sistemin işlemesi açısından bakanlık bünyesinde yapılan toplantı sonrasında uzmanların dosya bazında tek tek eklenmesine karar verilmiş, bu uygulamanın da ikinci listeler yapıldığında ortadan kaldırılacağı öğrenilmiştir. Bilirkişi olabilme yasa ile sınırları çizilmiş bir uygulama şeklidir, esasen uzmanlara karşı oluşan bu tavrın temel nedeninin yapılan görüşmelerden ortaya çıktığı şekilde bir kaç uzmanın yüklü miktarda bilirkişi ücreti kazanmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Birinci olarak, bu durumun bilirkişilik sistemi ve bilirkişinin seçimi, seçimi yapan merciyi ilgilendiren bir durumdur, diğer yandan bir kaç kişi ile ilgili olarak ileri sürülen bu sebepten dolayı 658 kişinin tamamını bir cezalandırma mantığı ile sistemin dışarısına itmek, üvey evlat muamelesi yapmak kamu idaresinin temel prensipleri, hakkaniyet ve eşitlik ilkeleri ile bağdaşmamaktadır. Özellikle mülhakat adliyeler, listelere dahil edilen MEB öğretmenleri, diğer bakanlıklarda görev yapan psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarına bırakılmıştır. Bu durumun ciddi anlamda sakıncaları bulunmakla beraber liyakate dayalı bir uygulama olmadığı da açıktır. Zira Adalet Bakanlığı haricinde başka bir kamu kurum ve kuruluşunda Aile ve Çocuk mahkemesi bulunmadığı gibi üniversitelerde de Adli Pedagoji, Adli Psikoloji vs gibi bölümler bulunmamaktadır. Bir çok uzman alanda tecrübelenerek, bakanlığın düzenlediği eğitimlerinde katkısı ile ehil hale gelmiştir. Aile mahremiyeti, mağdur çocuk, cinsel, fiziksel, duygusal, ekonomik istismarla karşı karşıya kalmış çocuklar gibi son derece kamusal hassasiyetin yüksek olduğu bir alanda bu şekilde öfke duygusu ile hareket ederek işin ehillerini sistemin dışarısında bırakmak hem mahkeme uzmanlarını hem de bu uzmanlardan hizmet alan mağdurları son derece olumsuz etkileyecektir. Bu durum ile ilgili olarak uygulamanın bu şeklinden vazgeçilmesi, bakanlığımızın kendi personeli olan uzmanlarını koruması, yeniden listelere dahil olmalarının sağlanması, harici bilirkişi eklenmesi ekranlarının uzmanlar için sürekli olarak açık hale getirilmesidir. Aksi takdirde çıkartılmış olan Bilirkişilik Kanununun “Uzmanları Sistemden Çıkartma Kanunundan” başka bir vazife görmediği algısı oluşmaktadır.

 

4-Aile ve Çocuk mahkemelerinde iş yükü gün geçtikçe özellikle yargıtay ve istinaf mahkemelerinin uzman raporu olmadığı için mahkeme kararlarını bozması, heyet raporu tanzim edilmesini istemesi, ayrıca görüşü alınan çocuğun yine uzman eşliğinde dinlenmesi yönünde vermiş olduğu kararlar doğrultusunda gün geçtikçe artmakta ve altından kalkılması zor bir hal almaktadır, zira rapor tanzimi bir çok farklı evreden oluşan ve zahmetli bir iş niteliğindedir. Aile Mahkemeleri kanununda açıkça belirtildiği üzere UZMAN statüsünün bakanlığımızın teklif ettiği takdirde gerek Maliye Bakanlığı, gerek Devlet Personel Başkanlığı gerekse “TBMM” de grubu bulunan siyasi partilerin üst düzeydeki temsilcilerinin açık şekilde destek verecekleri ve UZMAN PERSONEL olmamız yönündeki görüş uzun süren temaslarımız sonucunda netleşerek bu yönde bir fikir birliğine varılmıştır. Uzmanlık statümüz ile ilgili olarak Sayın Bakanlığımız ve Sayın Genel Müdürlüğümüzden beklentimiz bir an önce iç denetim raporuna da uygun olarak A grubu ya da taşra uzmanlığı kadrosuna geçirilmemiz yönünde ilgili kanun teklifini hazırlamasıdır. Bu durum uzmanlar için son derece moral verici olacak ve devletimizin de kamu çalışma hayatında gerçekleştirmeyi hedeflediği kariyer uzmanlığına geçiş politikası ile örtüşecektir.

 

5- Mağdur Hakları Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan ve tüm uzmanları bir müdürlük altında toplamayı planlayan Adli Destek Hizmetleri Müdürlüğü ise mahkemelerde görev yapan sosyal çalışma görevlileri için kabul edilemez bir düzenlemedir. Zira daha önce Ankara Hakimevi’nde yapılan çalıştayın sonucunda ortaya çıkan öneriler ile yapılması planlanan birimleşmenin birbiri ile hiçbir alakası bulunmamaktadır. Adli Destek Hizmetleri Müdürlüğü şeklinde yapılacak olan birimleşme sonucunda görev yapan tüm uzmanlar düz büro memuru haline getirilerek, adliyelerdeki tüm işler asli görevleri olarak tanımlanmakta, hafta sonu, tatiller ve bayramlarda olan Çocuk Teslimleri asli görevleri haline getirilmeye çalışılmakta, 24 saat ve hafta sonu dahil AGO larda nöbet tutularak altından kalkılması mümkün olmayan bir düzenlemeye gidilmek istenmektedir. Mahkemelerde çalışan ve mahkemenin görevlendirdiği tüm dosyalara rapor tanzim etmekle görevli olan uzmanların bu görevlerini ifa ederken kendilerine tevdi edilen dosyadaki tarafları seçme şansı bulunmamaktadır. Bazen boşanma vs konularla karşı karşıya kalınan kişiler siyaseten, politik olarak bulundukları bölgede güç ve etki sahibi olan kişiler olabilmektedir, var olan uygulamada mahkeme uzmanı bilirkişi vasfında görev yapan uzmanlar bu koruma mekanizmasının dışarısına itildiğinde telafisi mümkün olmayan sonuçlar ortaya çıkabilecektir. Oysa birimleşme çalışması daha verimli ve mağdurlarıda düşünerek hazırlanmış olsa, uygulayıcı personel olan uzmanların düz memurlaştırılmak yerine statüleri daha da güçlendirilerek uzmanlık verilmesi ve mahkeme içindeki hiyerarşik durumlarının bağımsızlaştırılarak güçlendirilmesi  gerekirdi. Sayın Bakanlığımızın bir an evvel uygulamada büyük güçlükler yaşatacak ve uzmanlarda mesleki olarak moral motivasyonu düşürecek bu uygulamadan vazgeçerek iş barışına, Anayasa ve 657 sayılı Devlet Memurları kanuna uygun bir düzenleme yapılmasını talep ediyoruz.

 

6- Yaklaşmakta olan seçimler öncesinde iktidar ve siyasi partiler tarafından gündeme getirilerek seçim sonrasında yürürlüğe girmesi beklenilen polis, öğretmen, din görevlisi ve bazı meslek gruplarına verilecek olan 3600 ek gösterge hakkında kamudaki eşdeğerimiz meslek grubu olan öğretmenler nazar alınarak bizlerinde faydalandırılması gerektiği kanaatindeyiz. Bu konuda Personel Genel Müdürlüğümüzün desteklerini bekliyoruz.

Yukarıda ki açıklamalar, sorunlar ve çözüm önerilerimiz üzerine Personel Genel Müdürlüğümüzün koordinesinde Adalet Sistemi Uzmanları Derneği temsilcisinin de katılımıyla bir toplantı yapılmasını talep ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

Saygılarımızla.04/06/2018

 

ASUD YÖNETİM KURULU ADINA

 

BAŞKAN YK ÜYESİ YK ÜYESİ

Sadık Gürbüz BULDURUCU Kübra ŞAHİN İPEK Hüseyin DEMİR

Pedagog Psikolog Pedagog

       

      YK ÜYESİ SAYMAN

       Ferruh ALTUNIŞIK

       Pedagog

 

İletişim için:

Sadık Gürbüz BULDURUCU: 0530 322 23 78

Hüseyin DEMİR                     : 0532 563 68 71